Skip to content
Bulunduğunuz Sayfa : Anasayfa arrow Tüm Makaleler arrow BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ VE UZMAN MÜTALAASI
 
BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ VE UZMAN MÜTALAASI 

Yaşar ASLAN
SMMM – İst.Bilirkişiler Derneği Başkanı

 I – GENEL OLARAK BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ

 
       Günümüzde gerek adli yargı kurumlarında, gerekse hukuk ve idare mahkemelerinde, çözümü uzmanlığı özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişi incelemesi yaptırılması çok yaygın bir uygulama haline gelmiştir. 

 
       Teknoloji ve bilişim sektörünün gelişmesi ile iş hayatında çok çeşitli alım satım yöntemleri ve ödeme sistemlerinin devreye girmesi sonucu, hemen hemen her olayın çözümü ayrı bir uzmanlık gerektirmektedir. İnternet üzerinden yapılan satışlar, televizyon kanalları vasıtası ile satışlar, hatta cep telefonlarından gönderilen sms ile yapılan satışlar ve bunlara karşılık sanal ortamda kredi kartı numarası girilerek yapılan ödemeler, internet bankacılığı kullanılarak yapılan havale, EFT gibi işlemler buna örnek olarak gösterilebilir.
  
         Yukarıdaki işlemler yanında, binaların, makinaların ve mamullerin üretiminde yeni teknolojilerin kullanılması sonucunda, bunlara ilişkin herhangi bir davada da hakimin uzman bir bilirkişi yardımı almadan karar verebilmesi adeta imkansız hale gelmiştir. Zira binalar artık geleneksel olarak demir, çimento ve tuğladan ibaret değil, bunların dışında çelik karkas, cam giydirme, merkezi bilgisayar sistemli ısıtmalı, soğutmalı, yüzme havuzlu, sosyal tesisleri, güvenlik kamera sistemleri olan akıllı ve teknolojik binalar. Makinalar da yine aynı şekilde, hemen hemen bütün makinalar bilgisayar sistemi ile çalışıyor. Birçok sektörde insan eli değmeden üretim yapılıyor.

 
        Hal böyle olunca bunlarla ilgili davalar da o kadar karışık ve bu konularda uzmanlık gerektiren davalar oluyor. Birçok davada bırakınız hakimin işin içinden çıkmasını, o sektörde çalışan bir uzman dahi anlamakta güçlük çekebiliyor. Bu işlerin üstesinden gelebilmek için hakim ve savcıların yardımına bilirkişilik kurumu yetişiyor.

 
        5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 63.maddesindeki;  Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir.” hükmü ile 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 275.maddesindeki; “Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.“ hükmü çerçevesinde mahkeme tarafından bilirkişi görevlendirilmek suretiyle dava konusu hususların açıklığa kavuşturulması mümkün olmaktadır. Soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcıları da bu yetkileri kullanarak bilirkişi görüşünün alınmasına karar verebilir. Cumhuriyet Savcılığı veya mahkeme tarafından, incelenecek konuya göre bir veya daha fazla sayıda bilirkişi görevlendirilebilir. Görevlendirme kararında, bilirkişiden istenenler belirtilir ve inceleme yaparak rapor düzenlemesi için gerekli süre verilir. Soruşturma veya dava dosyası bilirkişiye teslim edilir.

     
   Adli yargı kurumlarında, inceleme sona erdiğinde bilirkişi yaptığı işlemleri ve vardığı sonuçları açıklayan bir raporu, kendisinden istenen incelemeleri yaptığını ayrıca belirterek, imzalayıp ilgili mercie verir veya gönderir. Mühür altındaki şeyler de ilgili mercie verilir veya gönderilir ve bu husus bir tutanağa bağlanır. (5271 s.k.  md.67/1)   Hukuk mahkemelerinde ise, bilirkişi raporunu mahkeme kalemine verir, verildiği tarihi başkatip rapora işaret eder ve mahkemeden evvel suretlerini iki tarafa tebliğ eder. (1086 s.k.  md. 282) Bilirkişi raporunun ilgili mercie iadesinden sonraki aşamalar ve bilirkişi raporuna itirazlar adli yargı kurumları ile hukuk mahkemelerinde farklılık göstermektedir. 

II – ADLİ YARGI KURUMLARINDA BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ

     
   Bilirkişi tarafından düzenlenen rapor örnekleri, duruşma sırasında Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye doğrudan verilebileceği gibi; kendilerine iadeli taahhütlü mektupla da gönderilebilir. (5271 s.k.  md. 67/4)    Bilirkişi incelemesi tamamlandığında, yeni bilirkişi incelemesi yapılması veya itirazların bildirilmesi için istemde bulunabilmelerini sağlamak üzere Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye süre verilir. Bu maddede belirtilen taraflar, dayandıkları gerekçeleri de göstermek şartıyla verilen süre içinde bilirkişi raporuna itiraz edebilirler. Süresi içinde itiraz edilmeyen bilirkişi raporu kabul edilmiş sayılır. Bu kişilerin istemleri reddedildiğinde, üç gün içinde bu hususta gerekçeli bir karar verilir. (5271 s.k.  md. 67/5)    Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanunî temsilci, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez. (5271 s.k.  md. 67/6)    5271 Sayılı CMK’nun 67/6.maddesinde yer alan uzman mütalaası konusu bu yazının IV bölümünde ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

III – HUKUK MAHKEMELERİNDE BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ 

       
1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 282.maddesinde bilirkişi raporunun mahkemeden evvel taraflara tebliği esas olmakla beraber, uygulamada genellikle taraflara duruşma esnasında tebliğ edilmektedir. Bu durumda taraflar da bilirkişi raporunu inceleyip beyanda bulunalım şeklinde talepte bulunmakta, bu durum da yargılama sürecinin uzamasına sebep olmaktadır. Kanunda belirtildiği şekilde bilirkişi raporu mahkemeden evvel taraflara tebliğ edilmiş olsa, taraflar da bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyanlarını duruşma esnasında sunacaklar ve yargılama süreci uzamamış olacaktır.

 
        Hakim raporda noksan ve muğlak gördüğü hususları tamamlamak ve izah için bilirkişiye yeni sorular yöneltebilir. İki taraf da noksan ve muğlak hususlar hakkında bilirkişiden izahat alınmasını raporun kendilerine tebliği tarihinden bir hafta zarfında hakimden tahriren talep edebilir. (1086 s.k.  md.283) Buna bilirkişi raporuna itiraz diyoruz.

       
Hakikatin tezahürü için lüzum görürse tahkikat hakimi veya esas davaya bakan mahkeme önceki raporu düzenleyen bilirkişi veya yeniden görevlendireceği bilirkişi vasıtasıyla tekrar inceleme yaptırabilir.
(1086 s.k.  md.284) 
   
       
Bilirkişi raporuna genellikle aşağıdaki gerekçelerle itiraz edilmektedir.
         a) Bilirkişi raporunun gerçeği yansıtmaması,
         b) Bilirkişi raporunda bilirkişiden istenen hususların net olarak ortaya 
 
            konulmamış olması, 
        
c) Bilirkişi raporunda dava ile ilgili bazı konuların atlanmış olması,
 
        
d) Bilirkişi raporunun taraflı olması,
 
        
e) Bilirkişinin rapor düzenlediği konuda ehil olmaması veya uzmanlık alanının
 
            farklı olması, 
         f) Bilirkişi hakkında hakimin reddini gerektirecek sebeplerin mevcut olması, 
       
g) Bilirkişinin raporunda hesap ve işlem hatası yapmış olması
         ı) Adli yargı kurumlarında görevlendirilen bilirkişilerin Adli Yargı Adalet 
           
Komisyonu Listelerinde yer alan bilirkişiler arasından seçilmemiş olması

            (5271 s.k.  md. 64/1) Yukarıdaki hususlar ileri sürülerek bilirkişi raporuna itiraz edildiği takdirde, mahkeme tarafından raporu düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi görevlendirilmesi yoluna gidilmektedir. Tatmin edici rapor alınamadığı takdirde tekrar üçüncü bir bilirkişinin görevlendirilmesi de mümkündür. Yargılama esnasında itiraz edilmeyen bilirkişi raporuna temyiz aşamasında itiraz etmek mümkün değildir. 

IV – UZMAN MÜTALAASI

       
 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 67/6.maddesine göre; Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanunî temsilci, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez. 

       
  Bilirkişi raporu takdiri deliller arasında sayılmış olup, mahkeme hakimi bilirkişi raporu ile bağlı değildir. Dava dosyasındaki diğer deliller gibi bilirkişi raporunun takdiri de mahkemenin takdirine bırakılmıştır. Ancak hakimler, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişiye başvurdukları için genellikle kararlarını da bilirkişi raporlarına dayandırmaktadırlar.

       
  Eğer bilirkişi raporu gerçeği yansıtmıyorsa ne olacak? İşte böyle bir durumda raporun gerçeği yansıtmadığını düşünen taraf 5271 sayılı kanunun 67/6.maddesi gereğince uzmanından bilimsel mütalaa alabilir. Hatta uzman mütalaasının bilirkişi raporundan önce bilirkişinin değerlendirmesine sunulmak üzere veya bilirkişi raporundan sonra, bilirkişi raporundaki hata ve çelişkileri ortaya koymak amacıyla alınması mümkündür.   Dileyen taraf, konusunda uzmanlığı bilinen herhangi bir kişi veya kurumdan dava konusu olayla ilgili olarak uzman mütalaası alarak, bu raporu dava dosyasına delil olarak sunabilir. Mahkemenin görevlendirmiş olduğu bilirkişi raporu ile tarafların kendi seçecekleri herhangi bir uzmandan alacakları uzman mütalaası arasında hiçbir fark bulunmamaktadır. Zira her ikisi de mahkeme nazarında takdiri deliller arasında yer almaktadır. Örnek olarak; Bir bina inşaatında kullanılan hazır betonun standartlara uygun olup olmadığı konusundaki bir davada, mahkemenin görevlendirdiği İnşaat Mühendisi bir bilirkişinin raporuna karşılık, davanın taraflarından birisi İnşaat Mühendisleri Odası veya İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’ne müracaat ederek binada kullanılan hazır betonun kalitesi hakkında bilimsel mütalaa alabilir. Mahkemenin görevlendirdiği bilirkişinin ücreti hakimin takdir yetkisindedir. Uzman mütalaası için ödenecek ücret ise taraflar arasında serbestçe kararlaştırılabilir.
 
        Uzman mütalaası konusu adeta bilirkişilik kurumunun otokontrol sistemi sayılabilir. Aynı zamanda da özel bilirkişilik kurumunun uygulamaya geçmesi anlamını taşımaktadır. Zaman zaman çevremizden duyarız; hatalı bilirkişi raporu yüzünden davayı kaybettim diye, bilimsel uzman mütalaası bu tür yakınmalara son verecektir. Mahkemelerin atamış olduğu bilirkişilerin de daha dikkatli rapor düzenlemeleri konusunda yönlendirici olacaktır.