Skip to content
Bulunduğunuz Sayfa : Anasayfa arrow Tüm Makaleler arrow TİCARİ UYUŞMAZLIKLARDA TİCARİ DEFTERLERİN KANIT NİTELİĞİ
 

   TİCARİ  UYUŞMAZLIKLARDA TİCARİ  DEFTERLERİN  KANIT  NİTELİĞİ

 

1- G İ R İ  Ş

 

            Ticari defterler, tacirin özellikle kendi lehine kanıt olmasını sağlaması olasılığı bulunan ve tacirin bizzat kendisi tarafından hazırlanan araçlardır. Bu nedenle, Ticaret Kanunu ticari uyuşmazlıklarda ticari defterlerin kanıt teşkil etmesi için bir takım şartlar belirtmiştir. Muhasebe tekniği yönünden ticari defterlerdeki kayıtların birbirini tutması gerekir, kayıtların birbirini tutmaması halinde bunların geçerliliği şüpheli görüldüğü gibi hukuki yönden de defter kayıtlarının birbirini tutmaması, kayıtların doğruluğu hakkında hakimin vicdanında tereddütler uyandırır. Bu bakımdan, ticari defterlerin kanıt teşkil etmesi için bunlardaki kayıtların birbirini doğrulaması, kanunen şarttır.

 

2- TÜRK TİCARET KANUNU AÇISINDAN DEFTER TUTMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

           

           " Tacirler her türlü borçlarından dolayı iflasa tabi oldukları gibi, kanun hükümlerine uygun olarak bir ticaret ünvanı seçmeye ve kullanmaya, işletmelerini ticaret siciline kaydettirmeye ve ticari defterler tutmaya mecburdurlar." (TTK. md. 20/1)

 

" Her tacir ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her iş yılı içinde elde edeceği neticeleri tespit etmek amacıyla, işletmesinin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri tutmak zorundadır." (TTK md. 66).

 

            Tacir sıfatının doğması ile tacirin defter tutma yükümlülüğü başlamakta, tacir sıfatının kaybedilmesi ile sona ermektedir. Ticari  işletme tasfiye sürecinde ise  tacir sıfatı devam ettiği için defter tutma zorunluluğu da devam etmektedir.

 

            Türk Ticaret Kanunu açısından esnaflar defter tutmak zorunluluğunda değillerdir. Esnaflara uygulanacak hükümlerle ilgili olan TTK' nun 17. maddesinde bu yönde bir düzenleme bulunmamaktadır.

 

            Defter tutma yükümlülüğü tacir sıfatının bir sonucudur. Yani tacir sıfatına sahip olmayanlar defter tutmak zorunda değillerdir.

 

            Türk Ticaret Kanunu' nun 66. maddesine   göre , her tacir gerekli bütün defterleri Türkçe olarak tutmakla yükümlüdür. Diğer yasaların konu ile ilgili hükümleri saklı kalmak üzere 66. maddeye  göre tutulması gereken  defterler aşağıda belirtilmiştir. 

 

          a) Tacir tüzel kişi ise yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri ve karar defteri, Özel hukuk hükümlerine göre yönetmelik ya da ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediyeler gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan ve tüzel kişiliği bulunmayan ticari işletmeler ile dernekler tarafından kurulan ticari işletmeler ve bunlara benzeyen ve tüzel  kişiliği olmayan diğer ticari kuruluşlar, karar defteri dışında yukarıda yazılı defterleri, 

           b) Tacir gerçek kişi ise, karar defteri hariç olmak üzere (a) maddesinde yazılı defterleri ya da işletmenin nitelik ve önemine göre sadece işletme defteri.

           Ayrıca tacirlerin , işletmeleriyle ilgili işler nedeniyle yazdıkları ve aldıkları mektup, yazı, telgraf, fatura, senet gibi belge ve kağıtlarla ödemelerini gösteren belgelerin kopyalarını ve sözleşmeleri, taahhüt ve kefalet teminat senetleri ve mahkeme ilamları gibi belgeleri düzenli bir biçimde dosya halinde saklamaları zorunludur.    

20- Gerçek Kişi Tacirlerin Defter Tutma Yükümlülüğü

            "Bir ticari işletmeyi , kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo ve sair ilan vasıtalarıyle halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline kaydettirerek keyfiyeti ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.

            Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına (Ortak sıfatıyle) muamelelerde bulunan kimse, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı tacir gibi mesul olur." (TTK md.14 )  

            Defter tutma yükümlülüğü tacir sıfatına bağlı olan bir yükümlülük olduğu için  bu yükümlülük  tacir sıfatının kazanılmasıyla başlayıp kaybedilmesi ile sona ermektedir.

            Gerçek kişi tacirler bakımından tacir sıfatının kazanılması üç unsura bağlıdır. Bunlar,

            a)  ticari işletmenin varlığı,

            b) ticari işletmenin işletilmesi,        

            c) bu ticari işletmeyi işleten kişinin faaliyeti  kendi adına yapması.

 

            Tacir sıfatının kazanılması bakımından; bir ticari işletmenin varlığı ve bu işletmenin işletilmesinin gerekli olduğu,  TTK' nun 14. maddesi   hükmünden anlaşılmaktadır. Bir ticari işletme işletilmeye başlatıldığı anda tacir sıfatı kazanılmış olmakta ve bu andan itibaren tacirin defter tutma yükümlülüğü de başlamış olmaktadır.

            Gerçek kişi tacirin, tacir sıfatını kazanabilmesi için ticaret ünvanını ve işletmesini ticaret siciline tescil ettirmesi zorunlu olmamakla birlikte, gerçek kişi tacirin Türk Ticaret Kanunu' na  uygun defter tutması, ancak kendisini ticaret siciline tescil ettirdikten sonra mümkün olabilecektir.

            Ticari işletme devam ettiği ve işletildiği sürece tacir sıfatı devam etmektedir. Ticari işletmenin işletilmesinin sona ermesi ve ticari işletmenin bu özelliğini kaybetmesi halinde, tacirlik sıfatı sona ermektedir ve böylece tacirin defter tutma yükümlülüğü de sona ermiş olmaktadır.

            Tacir, ticaret sicilindeki kaydını sildirmiş ve bu durumu ilan ettirmiş olmakla beraber, ticari işletmesini işletmeye devam ediyor ise  tacir sıfatı ve defter tutma yükümlülüğü de devam edecektir.    

            Tacir sayılan  kimse, TTK' da tacire tanınan bir takım haklardan yararlanmakta ve tacir sıfatına bağlı olarak sözkonusu olan yükümlülüklere de katlanmak zorundadır. Diğer bir deyişle, tacir sayılan kişinin de defter tutma yükümlülüğü vardır ve bu nedenle tacir sayılan kimse, hem ticari defterleri tutmak zorundadır  hem de bu ticari defterlerden kanıt olarak faydalanma hakkına sahiptir.

 

21- Tüzel  Kişi Tacirlerin Defter Tutma Yükümlülüğü

 

 

             " Ticaret şirketleriyle, gayesine varmak için ticari bir işletme işleten dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince hususi hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler dahi tacir sayılırlar.

Devlet, vilayet ve belediye gibi amme hükmi şahısları ile umumi menfaate hadim cemiyetler , bir ticari işletmeyi ister doğrudan doğruya, ister amme hukuku hükümlerine göre idare edilen ve işletilen bir hükmi şahıs eliyle işletsinler kendileri tacir sayılamazlar. "  (TTK. md. 18.)

             

            Tüzel kişi tacir açısından da defter tutma yükümlülüğü tüzel kişinin tacir sıfatını kazanmasına bağlıdır. Defter tutma yükümlülüğünün başlangıç anı, tüzel kişiliğin kazanılması anıdır. Şirketler ve dernekler ile diğer müesseselerin tüzel kişilik kazanmaları Medeni Kanun un 45. maddesinde düzenlenmiştir.           

            Tüzel kişi tacirler, ticaret siciline tescil edildikleri anda tacir sıfatını kazandıkları için bu andan itibaren tacir sıfatına bağlı olan hak ve yükümlülüklere de sahip  olmaktadırlar. Dolayısıyla, bu andan itibaren tüzel kişi tacirler açısından defter tutma yükümlülüğü de başlamış olmaktadır. Diğer bir ifadeyle, ticaret siciline kayıttan önce tüzel kişilik ve şirket söz konusu olamayacağı için bu aşamada defter tutma yükümlülüğü de söz konusu olamaz.

            Defter tutma yükümlülüğü, tüzel kişi tacirler açısından tüzel kişilik devam ettiği sürece devam etmektedir. Tüzel kişiliğin sona erdiği anda, tacirin defter tutma yükümlülüğü de sona ermektedir. Tüzel kişilik aşağıdaki durumlarda sona ermektedir. 

   

a) İradi şekilde sona erme,

            b) İradi olmayan şekilde sona erme. 

 

            İradi sona ermede defter tutma yükümlülüğü, bu hususun karar verildiğinin, iradi olmayan sona ermede  ise, tasfiye işlemlerinin son bulduğunun tasfiye memuru tarafından  ticaret siciline bildirilmesi ve Ticaret Sicil Gazetesi' nde ilan edilmesi ile sona ermektedir.

            Bu yükümlülüklerin gereği gibi yerine getirilmemesi halinde ilgili mercilerce ve üçüncü kişilerce tüzel kişiliğin devam ettiği varsayılacağından defter tutma yükümlülüğü de devam etmektedir.  Bu durumda defter tutma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, tüzel kişi taciri  çeşitli cezai ve mali sorumluluklar ile karşı karşıya bırakmaktadır.

 

 22- Tacirlerin Defter Tutma Yükümlülüğüne Uymamaları Sonucu Ortaya Çıkan Sorumluluk ve Yaptırımlar

            Ticari defterlerin kanuna uygun bir şekilde tutulmamasından veya hiç tutulmamasından dolayı ortaya çıkan sorumluluk; tüzel kişi tacirlerde yönetim kurulu üyeleri ya da yönetimde yetkili olan kimselere, gerçek kişi tacirlerde işletme sahibine, tüzel kişiliği olmayan ticari işletme ve kuruluşlarda onları yönetmeye yetkili olan kişilere  aittir. Bu kişiler, memur ve müstahdemlere kusuru yükleyerek sorumluluktan kurtulamazlar.

            Türk Ticaret Kanunu açısından, yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri, karar defteri ve işletme defteri  tutmakla yükümlü bulunan tacirler, bu yükümlülüklerini hiç ya da  kanuna uygun olarak yerine getirmezse ağır para cezası ile cezalandırılırlar (TTK.md. 67/3) Belirli zorunlu ticari defterleri tutmakla yükümlü olan tacirler tarafından bunları tutmakla vazifelendirilmiş olan kimseler dahi,  bu defterlerin kanuna uygun olarak tutulmamasından dolayı aynı cezaya mahkum edilirler. Diğer kanunlar da bulunan cezai hükümler ise mahfuzdur.

 

            Defter tutma yükümlülüğünün hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan cezai sorumluluk, Türk Ticaret Kanunu' nun 66. maddesinin   1 ve 3.  bentlerinde   sayılan ticari defterler hakkındadır. Dolayısıyla, işletmenin mahiyet ve önemi açısından tutulması mecburi olan belirsiz zorunlu defterlerin ise (örneğin, pay defteri gibi) hiç veya kanuna uygun şekilde tutulmamış olması cezai  bir sorumluluk meydana getirmez. İlgili kanun maddesinde yetkili mahkeme belirtilmediğinden ceza konusunda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.  Böyle durumlarda Cumhuriyet Savcısı tarafından kamu davası açılır. Mahkeme karar vermeden önce genellikle bilirkişiden görüş alma yoluna gitmektedir.  

 

3- TİCARİ  DEFTERLERİ TASDİK ETTİRME VE BEYANNAME VERME

    MÜKELLEFİYETİ

 

            Türk Ticaret Kanunu' nun 69. maddesine  göre ; TTK ' nun 66. maddenin 1 ve 3. bentlerinde   yazılı defterler, kullanılmaya başlanılmadan önce tacir tarafından ticari işletmenin bulunduğu yerin noterine ciltli olarak ibraz olunarak tasdik ettirilmelidir.

            Tutulması zorunlu olan defterler ve bunların tasdikine ilişkin hükümler Türk Ticaret Kanunu’nda ve Vergi Usul Kanunu’ nda düzenlenmiş olup, üç tür tasdik bulunmaktadır. Bunlar; açılış tasdiki, ara tasdiki ve kapanış tasdikidir.

            Açılış tasdiki defterler kullanılmaya başlanılmadan önce Aralık ayında yaptırılan tasdik olup, hem VUK, hem de TTK’ da yer almıştır. Ara tasdik, sadece VUK’ da düzenlenmiş olup tutulmakta olan mevcut defterlerin yeni yılda da kullanılmasının istenmesi halinde defterlerin kullanılacağı dönemin Ocak ayı içinde yaptırılan tasdik işlemidir.Kapanış (Görülmüştür) tasdiki ise sadece TTK’ da düzenlenmiş olup defterlerin kullanıldıkları dönem sona erdikten     yaptırılan tasdik işlemidir.

            Vergi Usul Kanunu’ na göre defterlerin kapanış tasdikinin yaptırılması zorunluluğu bulunmamaktadır. Kapanış (görülmüştür) tasdikinin yaptırılması Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan bir zorunluluk olup, sadece yevmiye defteri ve envanter defteri için söz konusudur.

            TTK’ na göre kapanış tasdikine tabi olan defterlerden yevmiye defterinin en geç yeni yılın Ocak ayı sonuna kadar  tasdik işleminin yaptırılması gerekmektedir. Tasdik işlemi , notere ibraz edilen yevmiye defterinin son kaydının altına noter tarafından (görülmüştür) yazılarak mühür ve imza ile tasdik edilmek suretiyle yapılmaktadır. (TTK. md. 70) Bu tasdik işleminden sonra yevmiye defterine nakit ile ilgili işlemlere ilişkin yevmiye kaydı yapılamaz. Ancak, 31.12 ….. tarihli mahsup fişlerinin yevmiye kayıtları yapılabilir.

            TTK’ na göre  işletmede yıl sonu itibariyle çıkarılacak envanter ve bilançonun, yeni yılın ilk üç ayı içinde tamamlanmış olması gerekmektedir.  Envanter defterine kaydedilen envanter ve bilançonunda yetkililer tarafından imzalanarak notere ibraz edilmesi ve noter tarafından da yukarıda yevmiye defteri için yapılış şekli belirtilen tasdik işleminin yapılması gerekmektedir. (TTK. md. 72)   Buna göre envanter defterinin kapanış (görülmüştür) tasdiki ise , yeni yılın Mart ayı sonuna kadar yaptırılabilmektedir.     

             Yevmiye ve Envanter  defterlerinin kapanış tasdikinin yaptırılması gerekmektedir. Aksi takdirde aşağıda belirtilen çeşitli müeyyidelerle karşılaşılmaktadır. En önemlisi de , kapanış tasdiki yaptırılmayan yevmiye ve envanter defterinin, sahibi lehine kanıt olarak kullanılamamasıdır.               

            Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kapanış (görülmüştür) tasdiki yaptırılması zorunluluğu bulunan Yevmiye ve Envanter defterlerinin, kapanış tasdiklerinin yaptırılmamasının müeyyideleri , aşağıda belirtilmiştir.

 

-- TTK, kanuna uygun olarak tutulan ve birbirini teyit eden ticari defterlerin, sahibi lehine kanıt olarak kullanılmasına olanak tanımıştır. (TTK md. 85) Kapanış tasdiki de kanuni bir zorunluluk olduğundan, kapanış tasdikinin yaptırılmaması halinde söz konusu defterlerin sahibi lehine kanıt olarak kullanılması söz konusu olmayacaktır.

 

-- TTK’ da , kanunda belirtilen defterleri hiç veya kanuna uygun şekilde tutmayanların ağır para cezası ile cezalandırılmaları öngörülmüştür. (TTK md. 67/3) Kapanış tasdiki yaptırılması da kanunda öngörülen bir zorunluluk olduğundan, bu zorunluluğa uymayan tacirlerin ağır para cezası ile cezalandırılmaları söz konusu olabilecektir. 

 

-- İcra İflas Kanunu’ na göre, belirli zorunlu ticari defterlerini hiç ya da kanuna uygun olarak tutmayan tacir, iflas ederse, “taksiratlı müflis” sayılmaktadır. Taksiratlı müflis sayılan tacir ise  Türk Ceza Kanunu’ nun 507. maddesine  göre cezalandırılmaktadırlar. (İİK md.310-5) Dolayısıyla söz konusu hüküm, yevmiye ve envanter defterlerine  kapanış tasdiki yaptırmayan tacir  açısından da geçerlidir.

 

--  İcra İflas Kanunu’ nun 285. maddesi gereğince, konkordato talep eden borçlunun İcra Tetkik Merciine vereceği konkordato projesine ekleyeceği cetvelde, TTK’ nun 66. maddesi gereğince tutulması zorunlu defterlerin hepsinin tutulmuş olup olmadıkları gösterilir. Bu defterlerin kanuna uygun olarak tutulmamış olması halinde tetkik mercii, ilgili borçlunun konkordato mühleti talebini reddeder. (İİK.md. 286) Bu hüküm, kapanış tasdiki ile ilgili zorunluluğa uyulmaması halinde de söz konusu olmaktadır. 

 

Tacirler, Ticaret Sicil Tüzüğü’ nün 104. maddesi   gereğince, yeni yıl defterlerinin tasdikinden önce, kayıtlı bulunduğu Ticaret Sicil Memurluğu’ na müracaat ederek sicil  tasdiknamesi  alması veya varsa mevcut tasdiknamesinin yeni yıl vizesini yaptırması gerekmektedir. Söz konusu bu tasdikname , ticari işletmenin o tarihte mevcut ve faaliyette bulunduğunu göstermektedir.

 

Ticari defterlerin tasdikinde, sicil tasdiknamesi ve bunun vize edilmiş olması büyük önem taşımaktadır. Noterler, sicil tasdiknamesini ve bunu vizesini görmeden defter tasdik etmemektedirler.            

 

Her tacir, yeni yıl da kullanmak istediği ve notere tasdik ettirdiği ,belirli zorunlu ve belirsiz zorunlu ve isteğe bağlı olarak tutmak istediği  defterlerin türünü ve niteliklerini, sayfa sayılarını ve noter tasdik bilgilerini gösteren beyannameyi (defter beyannemesi) iki nüsha olarak defterleri kullanmaya başlamadan önce sicil memuruna vermekle yükümlüdür. Memur , bu beyannamenin bir nüshasını onaylayarak tacire geri verir. Bu mükellefiyeti hiç veya kanuna uygun şekilde  yerine getirmeyen tacirin bu defterleri lehine kanıt olarak kullanılamaz. (TTK.md.69)

 

4 - TİCARİ DEFTERLERİN KANIT NİTELİĞİ -İSPAT KUVVETİ-  

 

40- Kati (Kesin) Delil

 

            TTK ‘ nun  82. maddesinde ticari defterlerin, bu kanunun devam eden 83, 84, 85 ve 86. maddelerinde belirtilen şartları taşımaları halinde kanıt olarak kullanılabileceği belirtilmiştir. Diğer bir ifadeyle , bu maddeler birlikte değerlendirildiği takdirde ticari defterlerin kesin kanıt  olma koşulları gerçekleşmiş olmaktadır.

 

            “ Ticari işlerden dolayı tacir sıfatını haiz olan kimseler arasında çıkan ihtilaflarda ticari defterler aşağıdaki maddelerde gösterilen şartlar dairesinde delil olarak kabul olunur.             Tasdike tabi olmayan defterler ancak 69’ uncu madde gereğince tasdike tabi olup da tasdik edilmiş olan ilgili defterlerle birlikte delil olarak kabul olunur.

            Bir tacirin tuttuğu bütün defterlerin birbirini teyit etmesi şarttır, aksi takdirde defterler delil olmaktan çıkar. “  (TTK. md. 82).

 

            Ticari defterlerin kanıt olması, bu defterlerin Ticaret Kanunu’ nun öngördüğü şartlar içinde tacirin lehinde veya aleyhinde olarak kullanılması ve ticari bir uyuşmazlığında hükme esas teşkil etmesidir. Böylelikle, ticari bir uyuşmazlıkta ticari defter kaydı, uyuşmazlığın çözümünde yazılı bir kanıt aracıdır. TTK’ nun 82. maddesinde  “kat’i   delil” başlığı altında, ticari defterlerin kanıt teşkil etmesi için gereken genel  şartlar düzenlenmiştir. 

            Ticari Defterlerin Kesin Kanıt Olması  İçin Gereken  Şartlar:

 

            1) Uyuşmazlık, ticari işlerinden doğan bir uyuşmazlık olmalıdır.

            2) Uyuşmazlık, tacir sıfatına sahip kimseler arasında çıkmış bulunmalıdır.

            3) Tacirin tuttuğu bütün defterlerdeki kayıtlar birbirini teyit etmelidir.  

            4) Tasdike tabi  olmayan defterler (bildirime bağlı bulunan defterler) ancak tasdike tabi bulunan defterlerle birlikte kanıt olarak kabul olunur.

            

41- Yemin

 

             “ Mahkeme aşağıdaki hükümler gereğince, defter münderecatını sahibi lehine hükme medar görmüşse kanaatini kuvvetlendirmek için o kaydın doğru olduğuna ve davacının halen davalıda yerine getirilmesi gereken hakkı bulunduğuna dair defter sahibine tamamlayıcı bir yemin verir.             Taraflardan biri hasmın ticari defterlerinin münderecatını kabul edeceğini mahkeme huzurunda beyan etmiş iken hasmı ticari defterlerini ibrazdan imtina ederse, mahkeme defterlerin ibrazını istemiş olan tarafa iddiasının sıhhati hakkında bir yemin verir.”   (TTK. md. 83).

            TTK’ nun 83. maddesine  göre; Davacı tacirin defterleri, mahkemece kendisi lehine kanıt olarak kabul edildiği zaman, defter sahibine kayıtların doğruluğu ve halen davalıda alacağı olduğu hususunda tamamlayıcı bir yemin verdirilir.

 

42- Ticari Defterlerin Sahibinin Aleyhinde Kanıt Olması

 

            Kanuna uygun olarak tutulmuş defterler bir bütün oluşturduğundan sahibi aleyhindeki kayıtlarla , lehindeki kayıtlar birlikte değerlendirilir. Bunlar birbirinden ayrılamaz. Kanuna uygun olarak tutulmamış defterler sadece sahibi ve halefleri aleyhine kanıt olmaktadır. Bu tür defterler lehe kanıt olamamaktadır. Örneğin, bir tacirin yevmiye defterinde, “ 320- SATICILAR HS. ,  Satıcı X’ e , …………….. TL borçlu “ olduğunu belirten bir kayıt varsa, bu yevmiye defteri tasdikli de olsa, olmasa da , bu kayıt, o tacirin aleyhine kanıt  olarak kabul edilir.

            “ Kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. Şu kadar ki, kanuna uygun olan defterlerde sahibi lehine olan kayıtlar dahi aleyhindeki kayıtlar gibi muteber olup bunlar birbirlerinden ayrılamaz.” (TTK. md. 84)

 

43-  Ticari Defterlerin Sahibinin Lehinde Kanıt Olması

 

            “ Kanuna uygun bir surette tutulan ve birbirini teyid eden ticari defterlerin münderecatı sahibi lehine delil ittihaz olunur ; şu kadar ki,  hasım tarafın keza kanuna uygun surette tutulmuş olan ve birbirlerini teyid eden defterleri buna aykırı olur veya bu hususta hiçbir kaydı havi bulunmazsa yahut iddianın dayandığı kaydın aksi, vesika veya diğer muteber delillerle ispat edilirse sözü geçen kaydın ispat kuvveti kalmaz.”  (TTK. md. 85)  

           

            Ticaret Kanunu’ na göre ticari defterlerin sahibi lehinde kanıt olabilmesi için genel şartlardan başka , bir kısmı olumlu, diğer bir kısmı da olumsuz olmak üzere iki grup şartın varolması gerekmektedir.

 

              1)  Olumlu Şartlar 

            a) Ticari defterler , kanuna uygun olarak tutulmuş olmalıdır. (TTK. md. 85)

           

                 - Ciltli olmalı,

                 - Tasdik işlemi yaptırılmalı,

                 - Türkçe tutulmalı,     

                 - Sicil defter beyannamesi verilmelidir.                    

 

            b) Bütün defterlerdeki kayıtların birbirini doğrulaması gerekir. (TTK. md. 85)

 

            c) İşletmenin yapı ve öneminin gerektirdiği bütün defterler tutulmuş olmalıdır.(TTK.md.1465)

    

            2) Olumsuz Şartlar

           

            Ticaret Kanunu, defterlerin lehinde kanıt teşkil  etmesi için olumlu şartlardan başka, bazı olumsuz  şartlar da öngörmüştür. Bu  olumsuz şartlar, karşı  tarafın ticari  defterleri ile ilgilidir. Bu şartların, karşı taraf yönünden varolması, diğer tarafın defterlerindeki kayıtların ispat gücünü ve dolayısıyla lehe kanıt olması özelliğini ortadan kaldırır; bunların karşı tarafın defterlerinde bulunmaması ise, tacirin defterlerindeki kayıtların lehte kanıt olma niteliğini belirlemiş olur. Bunun için bu şartlara olumsuz şartlar denilmektedir.  

           

            Karşı tarafın kanuna uygun olarak tutulmuş bulunan ve birbirini teyit eden defterleri;

             a) Tacirin kanıt olarak ileri sürdüğü defter kayıtlarına aykırı olursa,

            b) Taraflar arasındaki anlaşmazlık konusunda hiç bir defter kaydı bulunmazsa,

            c) Savın dayandığı kaydın aksi, karşı tarafça, belge veya muteber kanıtlar ile ispat edilirse, tacirin kanıt olarak ileri sürdüğü defterlerdeki kayıtların ispat kuvveti kalmaz.

           

            Ticari bir uyuşmazlıkta kendi ticari defterlerine dayanan tarafa karşılık, tacir hasmın da (karşı taraf) kendi defterlerini kanıt olarak mahkemeye ibraz etmesi durumunda;

 

            Eğer karşı tarafın kanuna uygun olarak tutulmuş ve birbirini teyit eden defterlerindeki kayıtlar, kendi ticari defterlerine dayanan tarafın defterlerindeki kayıtları doğruluyorsa defterlerindeki kayıtlar sahibi lehine kanıt teşkil eder. Bu durumda mahkeme , defterlerine dayanan tarafa sadece “tamamlayıcı yemin” verdirmek suretiyle ticari defterleri sahibi lehine kanıt olarak kabul edecektir.

            Eğer     karşı tarafın kanuna uygun olarak tutulmuş ve birbirini teyit eden defterlerindeki kayıtlar, kendi defterlerine dayanan tarafın defterlerindeki kayıtlara aykırı ise,o halde kendi defterlerine dayanan tarafın defterlerinin sahibi lehine ispat kuvveti kalmaz.  

 

            Kanun, bir başka durumda da , ticari defterlerin bir taraf lehinde ve diğer taraf aleyhinde kanıt olabileceğini kabul etmiştir. Taraflardan birinin defterleri kanuna uygun olur da,diğer tarafın ki ;

            -  Kanuna uygun olmaz,

            -  Hiç defteri bulunmaz, ya da

            -  Defterlerini ibraz etmek istemezse

 

bu   durumda, defterleri düzenli olan tacirin, birbirini doğrulayan defterlerindeki kayıtları, diğer taraf aleyhinde kanıt olur. Karşı taraf, aleyhinde kanıt olarak kabul olunan kaydın aksini muteber kanıtlarla  ispat edebilir.

 

44- Ticari Defterlerin Diğer Tarafın Aleyhinde Kanıt Olması

 

            “ Taraflardan birinin defterleri kanuna uygun olup da diğerinin ki olmaz veya hiç defteri bulunmaz, yahut ibraz etmek istemezse; defterleri muntazam olan tacirin birbirini teyit eden defterlerindeki kayıtlar, diğeri aleyhine delil olur. Hasım taraf , aleyhinde delil ittihaz olunan kaydın aksini muteber delillerle ispat edebilir. “ (TTK. md. 86)

 

5- S O N  U Ç

 

            Ticari defterlerin kanıt olması, bu defterlerin Ticaret Kanunu’ nun öngördüğü şartlar içinde tacirin lehinde veya aleyhinde olarak kullanılması ve ticari bir uyuşmazlığında hükme esas teşkil etmesidir. Böylelikle, ticari bir uyuşmazlıkta ticari defter kaydı, uyuşmazlığın çözümünde yazılı bir kanıt aracıdır.

            Tacirin tuttuğu bütün defterlerdeki kayıtların  birbirine uygun olması; birbirini tutması ve doğrulaması şarttır. Tacirin defterlerindeki bütün kayıtların bölünmez bir bütün oldukları unutulmamalıdır.  Ayrıca ticari defterlerin kanuna  uygun olarak tutulmuş olması yanında , tasdike tabi olan ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerininde Ticaret Kanunu’ nda belirtilen sürelerde ve şekillerde yapılmış olması gerekmektedir. Aksi takdirde ticari    defterler  , sahipleri lehine kanıt olma niteliklerini kaybederler. 

 

 6- YARARLANILAN KAYNAKLAR 

ALTUĞ, O.     : Muhasebe-Hukuk İlişkileri, Türkmen Kitabevi Yayınları,İstanbul-1999.

ATAMAN,Ü. , HACIRÜSTEMOĞLU, R.: Yöneticiler için Muhasebe ve Finans Bilgileri,

Türkmen Kitabevi Yayınları, İstanbul-1999.

 

GENÇTÜRK, M. : Ticari Defterlerin Delil Niteliği, Yaylım Yayıncılık, İstanbul-1997.

 

ÖZCAN, S. : “Ticari Defter Tasdikleri ”,  Finansal Forum Gazetesi , 29 Ocak 2001.

 

TUNCER, S. : “Yıl Sonunda Yapılacak İşlemler ve Uyarılar ”, Mükellefin Dergisi, Lebib Yalkın Yayımları, Sayı : 73,  İstanbul, Ocak - 1999.

 TÜRK TİCARET KANUNU